• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

İstanbul Para Müzesi

Yuka Oyuncak Müzesi

PARA VE OYUNCAKLAR
Üyelik Girişi
Site Menüsü
Site Haritası
Takvim
OYUNCAK VE PARAYA DAİR

Oyuncak Sanayimizin İlk Markası: Eyüp Oyuncakları

Türkiye ise yüzyıllarca toprak, tahta ve deriden üretilmiş, adına “Eyüp Oyuncakları” denilen malzemeyi kullanarak sanayi dönemine kadar gelmiştir. Fakat sanayi dönemi atmosferinde Eyüp Oyuncakları da kaybolan değerler arasındaki yerini almıştır.

Zengin-fakir, kadın-erkek herkes dünyaya gözlerini açtıktan sonra bir şeylerle oynamaya başlayarak hayatı öğrenir. Özellikle bebeklik ve çocukluk yıllarımız bu yönde ağırlıklı bir meşguliyeti barındırır.

“Oyuncak” diye tabir edilen nesneler bu meşguliyetin ana araçlarındandır. Çocukluğun bütün evrelerine hitaben farklı farklı oyuncaklar söz konusudur ve her yaşta farklı şeyler öğretirler. İnsanoğlunun sahip olduğu bilinç düzeyi ve gelişmişliğine paralel olarak oyuncaklar da değişmiş, teknolojik seviye ile doğru orantıda şekillenmiştir. Oyuncakların tarihi bu anlamda sanayi, kültür ve eğitim tarihi hakkında da bilgi vermektedir.

Bir zamanlar belki bir taş veya bir dal parçası oyuncak demek olurken, daha sonraları bir parça demir, ilerleyen zamanlardaysa topraktan, tahtadan ya da deri malzemeden işlenmiş nesneler oyuncak tanımlamasında karşılığını bulmuştur. Şimdilerde ise plastik veya metal ürünlerde uzay çağına denk düşen elektronik nesnelerde anlam bulmaktadır. Hızlı toplumsal değişim içinde kimi oyuncaklar kaybolmuş, onların yerini başkaları almıştır. Fakat oyuncaklar değişirken oyuncak olgusu baki kalmıştır.

Türkiye ise yüzyıllarca toprak, tahta ve deriden üretilmiş, adına “Eyüp Oyuncakları” denilen  malzemeyi kullanarak sanayi dönemine kadar gelmiştir. Fakat sanayi dönemi atmosferinde Eyüp Oyuncakçılığı da kaybolan değerler arasındaki yerini almıştır.

İsim olarak bölgeselmiş gibi dursa da aslında bütün ülkeye hitap eden bir sektör olarak, bir zamanlar sadece İstanbul’a değil Anadolu’ya da üretim yapan Eyüp Oyuncakçıları’nın yalnızca oyuncakçılarda ve seyyar satıcılarda değil, aktar dükkânlarında da yeri vardır.

Sünnet çocuklarının Eyüp Sultan türbesine götürülmesi nedeniyle bölgedeki çocuk hareketliliği nedeniyle ortaya çıkan bir arz-talep ihtiyacından dolayı mı, Kağıthane ve Haliç çamurunu hammadde olarak kullanarak gelişen Eyüp/Haliç çömlekçiliğinin bir yan ürünü olarak mı ya da oyuncağa meraklı, el işçiliğinde mahir birinin gelip Eyüp’e yerleşmesiyle mi başlamış bilinmez ama zamanında kaymağı ve kebabıyla meşhur Eyüp semti, oyuncak imaliyle de asırlarca namını yürütmüştür. Eyüp Oyuncakları için sektörünün ilk markası dense yeridir.

İstanbul’un üretim hayatında, esnaf camiasında ciddi bir yere sahip olan Eyüp Oyuncakçılarının görkemli esnaf alaylarında da yeri vardır. Bunlardan 1635’lerde gerçekleşen birini Evliya Çelebi şöyle anlatmaktadır:

“Eyup oyuncakçıları kamış borular, fırıldaklar, def, dümbelek, kemençe, sıçan ve kuşlarla, gözler görmedik şeytan işi oyuncaklarla geçerler. Bunların alayında ak sakallı, gözleri sürmeli çelebilerin, suratı tıraşlı, kelepuşlu, ayağı nalınlı, bazısı selâmiye avret takkeli, avret kılıklı müşekkel (çocuk kılıklı) adamların ellerine düzme dadıları, anne veya babaları yapışıp, alayda geçerken avret takyeli koca çelebi ‘a dadı! ben bu oyuncağı isterim’ yahut ‘istemem’ diye kimisi ağlayarak ellerinde teberleri, dümbelekleri çalarak geçerler. Tuhaf esnaf mukallitleridir. Ama ‘Mukallidin imanı sahihdir’ diye fetvaları vardır.”

Seyahatnamede sayılandan başka kaynana zırıltıları şeytan minareleri, kursaklı düdükler (sadece içine su doldurarak öttürebilirsiniz),  tahta arabalar, tahta dönme dolaplar, tahta sandalyeler, tahta beşikler, tel dolaplar, el davulları, trompetler, üstü aynalı renkli testiler, toprak testiler, zilli-zilsiz tefler, şakşaklar, cambazlar, sipsi düdükler, kamış zurnalar, mizmar kamış düdükler, minyatür mangallar, hacı yatmazlar, boncuk tıngırdaklı küçük davullar, düdüklü fırıldaklar, iki-üç şerefeli camisiz minareler, tahta kılıçlar, çekirgeler, tahta bardak ve sürahiler, al ve yeşil boyalı sandallar, kırmızı tüylü koyun ve kuzu gibi çeşitleri bulunur.

Eyüp İskele Caddesi’nde, “Oyuncakçılar Çıkmazı” veya "Oyuncakçılar Çarşısı" denilen mahalde, iki sıralı olarak yerini alan oyuncakçı dükkânlarının arka tarafı atölye, ön tarafı ise ürünlerin sergilendiği vitrinler olarak düzenlenir.

Genellikle kırmızı, mavi, yeşil ve beyaz renklerin kullanıldığı oyuncaklar toprak boyama usulüyle boyanır. Eyüp Oyuncakları'nın yapımında toprak ve tahta iki ana unsurdur. Deri, kağıt, teneke, çivi, tel, boncuk, ayna gibi malzemeler tali unsurlardır. Tüm oyuncaklar renkli çeşitli desen ve bezemelerle süslenmişlerdir. 

Eyüp Oyuncaklarını sokaklarda sırtında sepetiyle seyyar satanlar ise kaynaklara göre genellikle eski tulumbacılar ve külhanbeyli tarzında adamlardır. Mahalle aralarında kursaklı düdük öttürüp maniler söyleyerek gezerler. Düdüklerinden çıkan nağmelerin büyüsüne kapılan çocuklar ise daima annelerini oyuncak almaya zorlar. Dışarıdan bakan için hoş anne-çocuk çekişmeleri yaşanır, seyyar oyuncakçının etrafında…

Fakat bazen dışarıdan bakana hoş görünmeyebilir de.

Rivayet edilir ki; Eyüp’te oyuncakçı dükkânlarından birinin önünde benzeri yaşanan bir anne-çocuk çekişmesine II. Mahmud tanık olur. Çocuğun haline üzülen padişah, camii civarındaki oyuncakçıların derhal kaldırılmasını emreder. Yanında o sırada musahibi Said Efendi vardır.  II. Mahmud, bir zaman sonra yeniden Eyüp Sultan’a gelir. Oyuncakçıların kaldırılmadığını görünce hiddetlenir ve Musahip Said Efendi’ye çıkışır. Said Efendi ise; “devletlüm, her halde biz emrinizi yanlış anlamışız ama sözlerinizi bugünkü gibi hatırlıyorum. Siz oyuncakçıları değil, mezarcıları kaldırınız buyurmuştunuz”

Padişah şaşırarak, “bu da ne demek? Ben mezarcıların kaldırılmasını mı emretmiştim?”

Said Efendi, “Evet sultanım, siz herhalde oyuncakçıların kaldırılmasını istemezsiniz. Zira onlar,  dünyaya yeni gelenleri, mezarcılar ise öbür dünyaya gidenleri beklerler” diye cevap verir. Padişah, bir şey söyleyemez ve oyuncakçılar böylece kurtulur.

Eyüp Oyuncakları ile ilgili kaynaklarda karşımıza çıkan bir diğer isim de yine II. Mahmud dönemindendir. Bu dönem Nizam-i Cedid askeri olarak İstanbul’a gelen, askerlikten ayrıldığında ise Eyüp’e yerleşip oyuncakçılığa başlayan Dökmeci Hasan Ağa, bazı kaynaklar için Eyüp oyuncakçılığının başlangıç ismi olarak anılmaktadır. Fakat ne “Tükürüklü Oyuncakçı” diye tanınan Hasan Ağa ne de ondan kısa bir müddet sonra aynı işle iştigal etmeye başlayan Gümüşsuyu’lu Darbukacı Halil Efendi ve Pişekâr Küçük İsmail Efendi, bu işin ilkleri değildir. Bu bilginin yanlış olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Adı geçen bu insanlardan çok daha önceleri Eyüp oyuncakçılarının varlığı bilinmektedir. Gerek bu isimlerden 100 yıl kadar önce yaşamış ve yazmış olan Evliya Çelebi, gerek esnaf kayıtları, gerekse Eyüp Sultan bölgesi tarih ile ilgili kaynaklar bunu bize rahatlıkla göstermektedir.

Evliya Çelebi zamanında oyuncakçıların Eyüp’te 100 dükkân kadar olduğu, 105 nefer ile bir mimarbaşına bağlı esnaf kolu oluşturdukları yazılıdır. Bu bilgiden yola çıkarak zaten Eyüp Oyuncakçılığı'nın 1500'lü yıllara kadar uzanan bir mazisini olduğunu söylemek yanlış olmaz. 

19.yüzyılın sonuna doğru sayılarının 25-30’a düştüğü söylenen oyuncakçılar, Avrupa’dan başka oyuncakların gelmeye başlaması, seri üretimin el işçiliğinin yerini alması, daha sonra plastiğin günlük hayata girmesiyle arka arkaya darbe yer. Siyasal ve toplumsal düzeneklerimizde kültürel hayatımızın ve tarihsel mirasımızın değerlerine sahip çıkıp, onları bilimsel yöntemlerle korumak ve geliştirmek yönünde perspektif yoksunu olmamız nedeniyle, anıldığında yokluğu içimizi burkan birçok değerimiz gibi Eyüp Oyuncakları da adım adım yok olur.

Yine geçmişte yayınlanan bazı yazılarda Eyüp Oyuncaklarının çocukların gelişimine ve eğitimine bir şey katmadığı iddia edilmiş ve bu yok oluşun nedenlerinden biri olarak gösterilmiştir. Hatta bu iddiada yok oluşa meşruiyet kazandırma gayreti de bulmak mümkündür. Fakat bilimsel araştırmalar bugün bu iddianın ne kadar yersiz, ne kadar yanlış olduğunu bize rahatlıkla söylemektedir. Günümüzde makbul oyuncak olarak artık doğal boyalar kullanılan, ahşap ağırlıklı, doğal ve geri dönüşebilen malzemelerden üretilen oyuncaklardır. 

Bugün sadece bazı özel koleksiyoncuların elinde tek tek bulunabilen Eyüp oyuncaklarından 28 parçalık bir koleksiyon İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı’ndadır. Belediye koleksiyonu 1939-1945 arasında Beyazıt İnkilap Müzesi’nde sergilenmekteyken, 1945’te müzenin taşınması, mekân imkansızlığı gibi nedenlerle sergiden kaldırılır. O tarihten sonra yalnızca bir defa, 1991 yılında geçici bir süre için sergiye konur. Bundan başka Ankara Eğitim Bilimleri Fakültesi bünyesinde bir oyuncak müzesi bulunmaktadır. 2005 yılında şair Sunay Akın tarafından İstanbul Göztepe’de kurulan Oyuncak Müzesi, içinde Eyüp Oyuncaklarına bir bölüm barındırmaktadır.

Oyuncak dünyası hızlı değişen ve dünya trendini kaçırmamak zorunda olan bir sanayi dalı olarak günümüzde varlığını sürdürmektedir. Türkiye oyuncak sektörü de bu hızlı değişim ve gelişimi mutlaka atlamamak durumundadır elbette ama bu topraklarda oyuncağın kökeni ve tarihi markalarına karşı biraz daha duyarlı olmak ta gerekli değil midir?

Kaynak: 1001istanbul.com

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam31
Toplam Ziyaret15746
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.31945.3407
Euro6.07326.0975
Hava Durumu
Anlık
Yarın
13° 15° 5°
Saat