• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

İstanbul Para Müzesi

Yuka Oyuncak Müzesi

PARA VE OYUNCAKLAR
Üyelik Girişi
Site Menüsü
Site Haritası
Takvim
OYUNCAK VE PARAYA DAİR

Osmanlı Borç Batağına Nasıl Düşürüldü?

Osmanlı Borç Batağına Nasıl Düşürüldü?


Kırım Savaşı’na sokulan Türkiye, kaba Yahudi düşmanlığı hikayesindeki “iğneli fıçı”ya düşmüş gibi oldu. Fıçının dört yanını Batılı kapitalist dost ve müttefikleri sarmıştı. Türkiye’ye, “Kaç ben kurtarayım!” diyorlardı. Türkiye hangi yana kurtulmak için atılsa, orada sivrilen “istikraz” iğnelerine gövdesiyle saplanıyor, kanıyordu.

Osmanlı borçları tam öyle başladı.

1854 yılı, Kırım Savaşı’nın silah arkadaşları olan Londra ve Paris finans gruplarından Türkiye, % 6 faizle 3 milyon sterlin, 1855 yılı Roçilden % 4 faizli 5 milyon sterlin borç aldı. Koskoca Osmanlı İmparatorluğu için bir buçuk milyar borç küçümsenebilir. Fakat “Batılı müttefiklerimiz” Padişahlara güvenmiyor, alacaklarını sağlama bağlamak için, verdikleri ödünçlere karşılık mısır vergisinden başka, Türkiye’nin genel gelirleri, hele İzmir, Suriye gümrük gelirleri karşılık tutuluyordu. Padişah ölür, paşa asılırdı. Devlet kalırsa geliri Batı bankerlerine yarardı.

Üç dört yıl sonra, borçları önünde iflas eden Türkiye, gene Batılı dostlara uyup çıkardığı kâğıt paralarının 3,5 milyonunu piyasadan kaldırmak için 600,000 sterlin borç alınca, Batılı müttefiklerimiz, artık Türkiye gümrüklerini: “Hâmiller (borç senetlerini elinde tutan alacaklılar) mümessillerinden bir heyetin gözetimi altında tahsil” etmeye geldiler. İkisi savaş masrafı, biri gene savaş açıklarını “kaime” (kâğıt para) ile kapatmak için yapılmış üç borç Türkiye’yi borçlar “fasit dairesi” içine hapsetti.

Ondan sonra hemen hemen -tefeci eline düşmüş köylü gibi- borç ödemek için yeniden borçlanmalar birbirini kovaladı. Çünkü alınan ödünçlerin faizleri bir yana bir de “ihraç kıymeti” denilen oyun vardı. Hacı ağa köylüye yüz lira borç verir, senedine 200 lira borç yazar. Batılı dostlarımızın da 100 liralık borç senedi aldıkları zaman Türkiye’ye gerçekte 50 lira verdikleri oluyordu. İhraç kıymeti bu idi. Yüzde elliden düşük ihraç kıymetleri bile vardı.1874 genel borç tahvilleri yüzde 43,5 ihraç kıymetli idi: Türkiye 43 buçuk lira ödünç alıyor, 100 lira borçlu çıkıyordu. Yüzde beş faiz böylece yüzde 12’lere çıkmış oluyor, ayrıca alacaklı dostlara havadan her 100 lirada 56,5 lira fazla borçlanılıyordu.

Yerli Sermaye Osmanlı Soygunundan Payına Düşeni Alıyor

Böyle rezil bir çember” içine düşülmek kimseyi rahatsız etmiyordu. Çünkü Türkiye’nin egemen sosyal sınıfları da, kendi toprakları içinde yerli tefeci-bezirgan sınıflarından aynı ağır şartlarla borç alındığını biliyorlar ve o sosyal düzeni savunuyorlardı. Türkiye içindeki bezirgan ve hacı ağalar, Türkiye’nin çalışan halkından % 100, %300, sırasında % 1.000 aldıkları için, gavurun görünüşte % 5-6 faiz istemesini, en fedakarca bir davranış sayabiliyorlardı. Çünkü yabancıdan % 5, % 10 faizle alınan paralar, Türkiye içinde sermaye edilinip, Türk üreticilerinden % 100, % 300 faiz sızdıracak biçimde işletilecekti. O yüzden, ecnebi tefeciliği, bey ve efendilerimizin hiç birisine anormal veya olağanüstü bir vurgunculuk gibi görünmüyordu.

İhraç kıymetlerindeki aşırı insafsızlığın devleti iflasa götürdüğüne gelince, aslında sermayedarlarımızın istedikleri de bu Derebeyi Devletini bir an önce çökertip dize getirmek ve en sonunda teslim almaktı. Bu bakımdan yabancı sermaye dışarıdan, yerli sermaye içeriden elbirliği edip, temelleri kazıyan fareler gibi Osmanlı İmparatorluğu’nun temellerini aşındırmakta düşünmeden anlaşmış durumdaydılar. Sınıf determinizmi buydu.

1860 yılı Baron von Hirsch adlı bir “endüstri şövalyesi”nden adı 400, kendisi yani ihraç kıymeti 212 milyon frank ödünç alındı. Şarlatan hapse girince 1862 yılı gene adı 200, kendisi yani ihraç kıymeti 136 milyon frank borca girildi. Bu ödünç Batılı dostlarının bir lütfu saydı. O yıl Türkiye’nin sırtından merkezi Londra’da Ottoman Bank, öküzün derisinden çarık çıkarır gibi çıkartıldı. Ertesi yıl aynı şartlarla, kalp paraları değiştirmek için 150 milyon frank Galata bankerlerinin alacaklarını karşılamak için 50 milyon frank borca girilirken, beklenen misafir geldi: Osmanlı Bankası sultandan daha egemen yetkileriyle Türkiyenin başına oturdu.

Böylece Türkiye halkı karşısında sermayenin yerli yabancı ayırdı kalmamıştır

3520 milyon alacaklı Galata Bankerleri (yerli sermaye), 1.120 milyon kâğıt para oyunu ile devleti Batılı dost finans kapitale yeniden borçlandırarak kutsal imparatorluğun hazinesine ortak çıkmıştır. Bu yağmanın gerisi çorap söküğü gibi gitti. 1865 yılında, Türkiye ansızın borç ödeyemez duruma girince “Birinci Tertip Genel Borçlar Tahvilleri”, 1873 yılında “İkinci Tertip Genel Borç Tahvilleri”, 1874 yılında Osmanlı Bankası’na yeni imtiyazlar sunularak 20 yıl kuponları ödeme kontratı ve “Üçüncü Tertip Genel Borç Tahvilleri” çıkarıldı…

Kurnaz Batılı finans kapitalin İngiliz-Fransız kalesi, Türkiye’nin bütün gelir kaynaklarına davul zurna çalarak sahip çıkmak için Slav barbarlığını koçbaşı gibi kullandı. Doğu Avrupa’nın bütün antika imparatorluklarını (Çar Rusyası’nı, Avusturya Kayzerliği’ni, Osmanlı Sultanlığı’nı) birbirine düşürdü; 1854 Kırım Savaşı’nı dışarıdan içeriye soktu: 1866 Kandiya İsyanı, 1869 Süveyş Kanalı İsyanı, 1877 Plevne Savaşı, 1885 Doğu Rumeli’nin Bulgaristan’a katılması Türk’ün belini kırdı. Borçlar bütçe açığını, bütçe açıkları borçları kovaladı. Savaş devrimi, devrim savaşı kışkırttı. Osmanlı’ya ne istenirse yaptırılabilirdi.

Bir tek banka şirketinin şubeleri ve kapitülasyon kuralları, Türkiye’nin gereği gibi sağmallaştırılmasında yetersizlik gösterdikçe, yeni bir örgüt gerekti. Orijinal ilk “Karma Ekonomi” kuruldu: (Türk, İngiliz, Fransız, Alman, İtalyan, Avusturya) İmtiyazlı Tahviller Hamillerinin mümessillerinden derlenmiş: “Düyun-u Umumiye Varidat-ı Muhassasa İdaresi” (Genel Borçlar Tahsisli Gelirler idaresi) doğdu.

Mısır vergisi, Osmanlı Bankası kanalıyla İngiliz’e kaptırılmıştı. Tütün-tuz damga resimleri,  ipek aşarı, balık ve av resimleri ise İstanbul bankalarına… Gelirleri her yıl artık hiç bir gerçek gücü kalmayan devlet değil, yerli-yabancı sermaye hazretlerinin güvendiği Düyun-u Umumiye toplayacaktı.


http://www.serenti.org/osmanli-borc-batagina-nasil-dusuruldu/
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam89
Toplam Ziyaret15683
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.47315.4951
Euro6.15326.1778
Hava Durumu
Anlık
Yarın
10° 8° 2°
Saat